Faik Öztrak: Hayrola Bu Ne Telaş

Faik Öztrak: Hayrola Bu Ne Telaş

Faik Öztrak: “ÖSYM Başkanına tavsiyemiz, bu işi birilerinin talimatıyla yaptıysa, daha önceki Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar’ın yaptığı gibi, kendisine talimat vereni açıklasın.”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Hayrola, bu ne telaş! ÖSYM Başkanı’nı kurban verip, bu işten sıyrılmayı mı düşünüyorsunuz. Yoksa giderayak devlete yandaşlarınızı doldurmaya çalışırken, operasyon elinizde mi patladı? ÖSYM Başkanına tavsiyemiz, bu işi birilerinin talimatıyla yaptıysa, daha önceki Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar’ın yaptığı gibi, kendisine talimat vereni açıklasın. Yoksa bu pilav daha çok su kaldırır” dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, ÖSYM başkanını hedef aldı konu ile ilgili şunları söyledi:

“ÖSYM BAŞKANINA TAVSİYEMİZ, BU İŞİ BİRİLERİNİN TALİMATIYLA YAPTIYSA, KENDİSİNE TALİMAT VERENİ AÇIKLASIN”

Devlette yönetim krizi her gün büyüyor. Ülkemiz yönetilmez halde. Gün geçmiyor ki büyük bir skandal patlamasın. İşte dün yaşadığımız skandal; bu kifayetsiz kadrolar, sağlıklı bir şekilde, Kamu Personeli Seçme Sınavı dahi yapamıyor. Bu milletin evlatlarının umutları, geçmişte çalınan sınav sorularıyla çok yandı. FETÖ ile beraber çok kul hakkına girdiler. Gençlerimizin umutlarını çaldılar. Erdoğan o dönemde başbakandı. Ve dönemin ÖSYM Başkanı için soruşturma izni vermeyerek, sınav sorularının çalınmasıyla ilgili iddiaların araştırılmasını, bilerek, isteyerek engelledi. Dün de yine sınav sorularının dışarıya sızdırıldığına yönelik, sosyal medyada çok ciddi iddialar ortaya atıldı. Bunlar öyle mesnetsiz iddialar da değil. Ama ÖSYM yemeden, içmeden, doğru düzgün araştırmadan iddiaları hemen reddetti. Ardından artan kamuoyu baskısıyla, Erdoğan’ın Devlet Denetleme Kurulu’na, bu konuyu inceleme talimatı verdiği söylendi. Sonra da Erdoğan aynı gün gece yarısı, ÖSYM başkanını, apar topar görevden aldı. Hayrola, bu ne telaş!  ÖSYM Başkanını kurban verip, bu işten sıyrılmayı mı düşünüyorsunuz. Yoksa giderayak devlete yandaşlarınızı doldurmaya çalışırken, operasyon elinizde mi patladı? ÖSYM Başkanına tavsiyemiz, bu işi birilerinin talimatıyla yaptıysa, daha önceki Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar’ın yaptığı gibi, kendisine talimat vereni açıklasın. Yoksa bu pilav daha çok su kaldırır. Çalınan her soru, gençlerimizin çalınan hayatıdır. Sınav sorularının çalındığı iddialarının, ciddiyetle ele alınması gerekir. Bu sınavı kazanan, töhmet altında olduğu için, kaybeden de hakkının yendiğini düşündüğü için mağdurdur. Bu, yandaş olmayan gencin hakkını gasptır derhal soruşturulmalı, ardından da gereği mutlaka yapılmalıdır. Kamuoyunun vicdanı hemen rahatlatılamalıdır. Biz bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.

“YÖK BAŞKANI, NEDEN SUS PUS?”

Bu arada ÖSYM’nin ilgili olduğu YÖK Başkanı, neden sus pus? Bu skandallar iş başında liyakatli, emir eri olmayan bürokratlar olsa yaşanmazdı. Sınav sorularını koruyamayacaksın. Sınırlarımızı koruyamayacaksın. Şehirlerimizi koruyamayacaksın. Paramızın değerini koruyamayacaksın. Merkez Bankası kasasını koruyamayacaksın. Beceriksizliğin bu kadarı da gerçekten çok özel bir çaba gerektirir. İnsan ister istemez, ‘Bu kadar hata gerçekten tesadüf olamaz’ diye düşünüyor.

Faik Öztrak’ın konuşmasına diğer öne çıkan başlıklar:

“MİNARE O KADAR BÜYÜK Kİ, ARTIK KILIFA SIĞMIYOR”

Bugün Temmuz enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 2,4’müş… İki gün önce İstanbul Ticaret Odası ‘yüzde 4,1’ dedi. Bağımsız iktisatçılardan oluşan ENAG bugün ‘Yüzde 5’ dedi. Temmuz enflasyonu için piyasa beklentisi ise ‘Yüzde 3,2’ idi. TÜİK’in açıkladığı enflasyon, bunların hepsinin altında. Makyaj giderek ağırlaşıyor. TÜİK üzerindeki Saray vesayeti,  artık objektiflerden de saklanmıyor. TÜİK Başkanının, tam da enflasyon rakamları açıklanmadan önce, saraya yaptığı ziyaret, amacına ulaşmış görünüyor. Ama şunu da hatırlatalım, kalabalıkta işlenen suçun, tenhada özrü olmaz. Enflasyon istatistikleriyle oynamak, milletimizin ücretini ve maaşını taammüden gasp etmektir. TÜİK yöneticileri de sayın Genel başkanımızın söylediklerini dikkate alsın. Sarayın tetikçiliğine soyunmaktan vazgeçsin. Artık herkes şunu biliyor ki; ‘Enflasyon en büyük halk düşmanıdır.’ Erdoğan milletimizi bile isteye, bu canavarın dişlerinin arasına atmıştır. Enflasyonu tarihimizde görülmemiş bir hızla azdırmıştır. Bugün yıllık tüketici enflasyonu yüzde 79,6. Üretici enflasyonu ise yüzde 144,6. TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla bile, tüketici enflasyonu, 1998 Eylül ayından bu yana en yüksek seviyesinde. Üretici enflasyonu ise Cumhuriyet tarihimizin, en yüksek seviyesinde. Böyle bir üretici enflasyonunu ne 1994 krizinde, ne 2001 krizinde, ne de 1970’lerde gördük. Her ne kadar, ‘Minareyi çalan, kılıfını uydurmaya çalışsa da’ Minare o kadar büyük ki, artık kılıfa sığmıyor. Dünyada son bir yılda, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 23. Bizdeki gıda enflasyonu yüzde 95, dünyada son bir yılda et fiyatlarındaki artış yüzde 13. bizde yüzde 90. dünyada tahıl ve tahıl ürünlerindeki enflasyon yüzde 28. bizde yüzde 118 dünyada şeker fiyatlarındaki artış sadece yüzde 9. bizde yüzde 153. Erdoğan’ın bu fahiş zamları hiçbir kılıfa sığmaz. Milletimiz Erdoğan’ın ne yaptığını görüyor, notunu da veriyor. Milletimiz bugün hayat pahalılığı altında inim inim inliyorsa, bunun tek bir sorumlusu vardır. O da; kibir abidesi Erdoğan’dır. Son dört yılda bu ülkede, Üç Hazine ve Maliye Bakanı, dört Merkez Bankası Başkanı, beş TÜİK Başkanı gördük. Gelen, hep gideni arattı… ‘Artık bu kadarı da olmaz’ denilen ne varsa oldu. Paramızın itibarını korumakla görevli kurumun itibarı, beş paralık edildi.

Faik Öztrak: Hayrola Bu Ne Telaş

“MİLLETE ÇEKİLEN BU OPERASYONU, SİZ KİMİN ADINA ÇEKTİNİZ?”

Bundan 1,5 yıl önce, Erdoğan’a yakın bir gazete, ‘Bu operasyonu kim adına çektiniz?’ manşetiyle, önceki Merkez Bankası Başkanı’nı hedefe koydu. Bu manşetin, Erdoğan’dan habersiz atılması mümkün mü? Elbette değil. Atanan Merkez Bankası Başkanı da, aynı gazetede kalem oynatan eski bir AK Partili vekildi. Sarayın istediği oldu. O gün attıkları manşette, ‘Türkiye, yüksek faizde üçüncü dünya liginde’ diyorlardı. Bugün Türkiye, hala faizde üçüncü dünya liginde… Ama artık Türkiye, sadece faizde değil Enflasyonda da üçüncü dünya liginin zirvesinde… Şimdi biz soruyoruz: ‘Millete çekilen bu operasyonu, siz kimin adına çektiniz?’ Çünkü bu sıradan bir iş değil. Hata bir kez yapılırsa, hata olur. Hata sürekli tekrarlanırsa, bu bir tercihtir. Bir kez daha soruyoruz: ‘Siz kimin adına bu operasyonu çektiniz?’

“TİCARETTE VADE, KONTRAT KALMADI. BUNLAR SİZİN ‘ŞAMBRELE YAMA’ POLİTİKANIZIN SONUCU”

Sanayicinin krediye erişim imkânı kalmadı. Dövize sıkışan Hükümet, bir yandan Merkez Bankası, bir yandan BDDK eliyle, kredi musluklarını kapatıyor. Sanayicinin, ihracatçının elindeki dövizlere el koyuyor. Aba altından sopa gösterip, sanayiciye ‘Elinizdeki dövizi satın’ diye baskı yapıyorlar. En son İstanbul Sanayi Odası’nda, görülmemiş bir skandal yaşandı. Muavin koltuğunda oturan Merkez Bankası Başkanı, kendisine derdini anlatan sanayiciye demediğini bırakmadı. Yok, sanayici aldığı düşük faizli krediyle, 55 milyar dolarlık döviz almış… Yok, sanayici stokçuluk yapıyormuş… Yok, ucuz krediyle döviz alan sanayicilerin listesi ellerindeymiş… Anlaşılan Merkez Bankası Başkanı muavin koltuğunda, sanayicileri fişlemiş.  Sen direksiyonu sarayın kibirlisine kaptırmışsın. Kanunen sana verilen enflasyonu düşürme görevini, yerine getirememişsin. Milli paramızın değerini pul etmişsin.  Sanayicinin üretim maliyetleri almış başını gitmiş. Bak işte üretici enflasyonu yüzde 145 olmuş. Sayenizde sanayicinin işletme sermayesi her gün eriyor. Bugün aldığı hammaddeyi, ara mamulü, yarın kaça yerine koyacağını bilmiyor. Ticarette vade, kontrat kalmadı. Bunlar sizin ‘şambrele yama’ politikanızın sonucu… Ama artık lastik yama tutmuyor. Ve hiç sıkılmadan siz çıkıp üreticiyi, sanayiciyi suçluyorsunuz. Tabi ön teker nereye, arka teker de oraya.

“İŞ EHLİNE VERİLMEZSE, TARLAYA KARGA, AMBARA FARE, FIRINA HIRSIZ, MEMLEKETE HARAMİ DADANIR. ÜLKEDE GÜVEN KAYBOLUR”

Erdoğan sağa, sola bağırarak, ülkeyi yönetebileceğini sanırsa, atadığı Merkez Bankası Başkanı da, sağa sola ayar vererek, sanayiciyi tehdit ederek, para politikasını yöneteceğini sanır. İşbaşında bu kibirli kafa, yönetimde böyle kifayetsiz bürokratlar oldukça, sanayicilerimiz de enselerini bu kadar açıkta bıraktıkça, Daha çok tokat yerler. Moralleri daha çok bozulur. Üretim, yatırım daha çok sekteye uğrar. Uğramaya başladı da zaten. Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi PMI, son beş aydır kritik eşik 50’nin altında seyrediyor. Bu önümüzdeki günlerde sanayideki zorlu koşulların, daha da ağırlaşacağının göstergesi. Milletimiz artık şunu çok iyi anladı. İş ehline verilmezse, tarlaya karga, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami dadanır. Herkese yetecek ekmek, kimseye yetmez olur. Ülkede güven kaybolur.

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.