Güncel sorunlar, tıkanan sistem: ABD ve kürtaj yasakları

Güncel sorunlar, tıkanan sistem: ABD ve kürtaj yasakları

ABD’deki kürtaj tartışması aslında büyük bir siyasi kutuplaşmanın ve hukuki tıkanıklığın görünür yüzü. ABD, gelir adaletsizliği, bireysel silahlanma, azınlık hakları, kürtaj hakkı gibi birçok güncel meseleye çözüm bulmakta zorlanan, tıkanan bir sistem ile yaklaşan 2022 Kasım Kongre Seçimi ve büyük ihtimalle Trump ile Biden’in tekrar yarışacağı 2024 Başkanlık Seçimleri’ne gidiyor.

ABD Yüksek Mahkemesi, 24 Haziran 2022’de açıkladığı kararla, 50 yıldır uyguladığı Roe v. Wade içtihadından döndü ve kürtaj hakkının artık federal düzeyde korunan anayasal bir hak olmadığına hükmetti. Kararda; isteyen eyaletlerin kürtajı ensest ve tecavüz sonucu gebelik dahil olmak üzere hiçbir kısıtlamaya tabi kalmadan yasaklayabilmesi, anayasaya uygun olarak değerlendiriliyor.

ABD Yüksek Mahkemesinin kararının ardından Cumhuriyetçilerin yerel yasama organlarında çoğunluk olduğu 16 eyalette kürtaj yasaklandı veya 30 gün içerisinde yasaklanacağı belirtildi. Dolayısıyla 2022’nin Haziran ayı itibariyle Arkansas, Kentucky, Missouri, South Dakota, Wisconsin ve Alabama eyaletlerindeki Amerikalı kadınlar, ensest ya da tecavüz sonucu gebe kalmış olsalar dahi kürtaj olamayacaklar.

ABD’de yaşanan bu gelişmeler her ne kadar kürtaj yasakları olarak görünse de aslında esas mesele 1789’da yazılmış ve güncellenmesi neredeyse imkansız olan bir anayasa rejiminin ABD’deki hukuki ve siyasi sistemi tıkaması olarak karşımıza çıkıyor. Meselenin hukuk tekniği boyutunu göz ardı edince de tartışma eksik kalıyor.

ABD’deki özel şirketlerin önemli bir kısmı çocuk sahibi olan çalışanlarına kıta Avrupası ve Türkiye’de olduğu gibi uzun süreli ücretli izin imkanı sağlamıyor. Bu nedenle çocuk sahibi olan çalışanlarına destek vermeyen şirketlerin kürtaj yaptırmak isteyen çalışanlarına destek sağlayacağını açıklamasına, özellikle sol kanat Demokratlar tepki gösterdi. Sol kanat Demokratlar özel şirketlerin bu duruşunu samimi bulmadıklarını belirtti.

ABD Anayasası güncel sorunlar karşısında eskimiş bir metin

ABD Anayasası, 1789’da sadece toprak sahibi beyaz erkeklerin söz sahibi olduğu bir siyasi iklimde yazıldı. Bu anayasa Birliğe katılarak siyasi bağımsızlıklarından vazgeçen eyaletlerin hukuki güvencesini sağlamak amacıyla oldukça katı bir metin olarak kaleme alındı. Bu nedenle de anayasa değişikliklerinin hayata geçirilmesi zorlaştırıldı.

ABD Anayasası’nın beşinci maddesine göre bir anayasa değişikliği teklifinin geçerli olması için hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’nun 2/3 oy çokluğu ile teklifi kabul etmesi veya eyaletlerin 2/3’ünün isteği sonucu toplanan bir anayasa kongresi tarafından önerilmesi gerekiyor. Bu anayasa değişikliği teklifinin kabul edilmesi için ise eyaletlerde bulunan yerel yasama organlarının 3/4’ünün olumlu oy vermesi veya eyaletlerde kurulacak özel anayasa kongrelerinin 3/4’ünün desteğinin alınması gerekiyor. Bu nedenle, anayasayı değiştirmek oldukça zor ve birçok modern anayasanın içerdiği hükümler ABD’de mevcut değil. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri 1972 yılında önerilen Eşit Haklar Değişikliği teklifi: “Hakların eşitliği cinsiyet nedeniyle reddedilemez”. Bu teklif neredeyse dünyadaki her anayasada mevcut. Örneğin, cinsiyet eşitliği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi kapsamında anayasal düzeyde korunuyor. Fakat bu oldukça makul kabul edilebilecek ve dünyanın çoğu ülkesinde anayasada yazılı bir şekilde düzenlenen cinsiyet eşitliği önerisi, ABD’de 38 eyaletin desteğini alamadığı için kabul edilemedi. Sağlık hakkı, eğitim hakkı, cinsiyet eşitliği, sosyal devlet uygulamaları gibi birçok modern anayasada bulunan hak, ABD Anayasası’nda bu nedenle yazılı şekilde düzenlenmiyor. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler artan kutuplaşma nedeniyle 38 eyaletin uzlaşı sağlayabileceği herhangi bir anayasa değişikliğine 1992’den beri imza atamıyor.

ABD Yüksek Mahkemesinin kararının ardından Cumhuriyetçilerin yerel yasama organlarında çoğunluk olduğu 16 eyalette kürtaj yasaklandı veya 30 gün içerisinde yasaklanacağı belirtildi. Dolayısıyla 2022’nin Haziran ayı itibariyle Arkansas, Kentucky, Missouri, South Dakota, Wisconsin ve Alabama eyaletlerindeki Amerikalı kadınlar, ensest ya da tecavüz sonucu gebe kalmış olsalar dahi kürtaj olamayacaklar.

ABD’de kürtaj hakkının doğuşu

Kürtaj tartışmaları da doğrudan bu katı anayasa sistemi ile ilgili. ABD Anayasası’nda üreme konularında kadınlara özel bir özerklik veya bir cinsiyet eşitliği hükmü bulunmadığı için kadın hukukçular uzun yıllar boyunca yargı yoluyla mücadele verdi. Eyaletlerdeki kürtaj yasaklarını ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşımayı amaçlayan hukukçular, 1972 yılında Yüksek Mahkeme’nin verdiği Roe v. Wade kararıyla başarıya ulaştı. Roe v. Wade kararında kürtaj hakkının federal düzeyde korunması gereken anayasal bir hak olduğunu belirten Yüksek Mahkeme, kürtajın yasaklanmasını ve hamileliğin ilk 12 haftasından önce kürtajı zorlaştıracak birtakım düzenlemeler yapılmasını engelledi.

ABD Anayasası’nda kürtaj, cinsiyet eşitliği vb. kavramlar olmasa da Yüksek Mahkeme, kürtaj hakkının anayasal bir hak olduğuna, özel hayatın gizliliği hakkına dayanarak hükmetti. Fakat ABD Anayasası’nın dayandığı özel hayatın gizliliği hakkı da anayasada açıkça bahsedilen bir hak değildi ve Yüksek Mahkeme’nin yorum yoluyla ürettiği, anayasanın kapsamını genişlettiği bir haktı. Dolayısıyla; katı ve yeni kavramlara kapalı bir anayasa karşısında ABD Yüksek Mahkemesi’nin önüne gelen dosyalara yorum yoluyla yeni kavramlar ve haklar türetmeye başlaması, kürtaj tartışmasının da temel dinamiğini teşkil ediyor. Birçok Cumhuriyetçi, kürtaj hakkına sadece embriyonun yaşam hakkı sebebiyle karşı çıkmıyor. Aynı zamanda anayasanın orijinal versiyonuna sadık kalınmasını ve eyaletlere hukuki konularda serbestlik tanınmasını savunuyorlar.

ABD Anayasası, 1789’da sadece toprak sahibi beyaz erkeklerin söz sahibi olduğu bir siyasi iklimde yazıldı. Bu anayasa Birliğe katılarak siyasi bağımsızlıklarından vazgeçen eyaletlerin hukuki güvencesini sağlamak amacıyla oldukça katı bir metin olarak kaleme alındı. Bu nedenle de anayasa değişikliklerinin hayata geçirilmesi zorlaştırıldı.

Değişimin adresi neresi?

Demokratlar ise kürtajı federal düzeyde anayasal bir hak olarak kabul eden bir yasa tasarısını Kongre’den geçirmek ve böylece Yüksek Mahkeme kararının etkisini bertaraf etmek istiyor. Fakat Demokratların, Kongre’nin üst meclisi olan Senato’dan herhangi bir yasayı geçirebilmek ve “filibuster” denilen engeli aşabilmek için 60 senatöre ihtiyacı var. Senato’da bulunan 100 senatörün 50’si Demokrat, 50’si Cumhuriyetçi. Filibuster kuralına göre herhangi bir yasa için oylama yapılması için en az 60 senatörün, oylamaya geçilmesi yönünde oy kullanması lazım. Güncel dağılım nedeniyle Cumhuriyetçiler, geçmesini istemedikleri yasalar için oylamaya geçilmesini engelleyerek, teklifleri bloke edebiliyor. Bu nedenle Demokratların 24 Haziran 2022 tarihli Yüksek Mahkeme kararını bertaraf edebilecek bir yasa geçirmesi şu anda imkansız. Böyle bir yasa kabul edilse de Yüksek Mahkeme’nin bu yasayı yeni içtihadıyla anayasaya aykırı bulma ihtimali de yüksek.

Demokratların bir yasa çıkarması oldukça zor. Demokratlar, Yüksek Mahkeme’nin yapısını değiştirme taleplerini de yerine getiremeyecek bir konumda. Nitekim hem Biden ve merkez kanat, parti içinde bu öneriye tepki gösteriyor hem de yine filibuster kuralı nedeniyle böyle bir yasanın Kongre’den geçmesi oldukça zor.

Özel şirketlerin rolü

Verilen yargı kararı karşısında herhangi bir hareket alanına sahip olmayan siyasetçilerin yerini ise özel şirketler doldurmaya başladı. Özel şirketler bu tıkanan hukuki ve siyasi sistem karşısında çalışanlarına özel uygulamalar gerçekleştirmeye başladı. Çok sayıda özel şirket, kürtajın yasaklandığı eyaletlerde yaşayan çalışanlarının, kürtajın serbest olduğu eyaletlere seyahat edip kürtaj olma masraflarını karşılayacaklarını açıkladı.

ABD’deki özel şirketlerin önemli bir kısmı çocuk sahibi olan çalışanlarına kıta Avrupası ve Türkiye’de olduğu gibi uzun süreli ücretli izin imkanı sağlamıyor. Bu nedenle çocuk sahibi olan çalışanlarına destek vermeyen şirketlerin kürtaj yaptırmak isteyen çalışanlarına destek sağlayacağını açıklamasına, özellikle sol kanat Demokratlar tepki gösterdi. Sol kanat Demokratlar özel şirketlerin bu duruşunu samimi bulmadıklarını belirtti.

Şirketlerin hamile çalışanlarına veya çocuk sahibi olan çalışanlarına destek verme zorunluluğu bulunmamasının da sebebi kıta Avrupası anayasalarının aksine ABD Anayasası’nda bu konuda sosyal refah politikası yükümlülüğünü sağlayacak bir hükmün olmaması. Böyle bir hükmün anayasaya konulmasını her ne kadar Demokratlar ve solcular talep etse de 38 eyaletin onayını alması, cinsiyet eşitliği hükmü teklifinde olduğu gibi oldukça zor.

Anlaşılacağı üzere, ABD’deki kürtaj tartışması aslında büyük bir siyasi kutuplaşmanın ve hukuki tıkanıklığın görünür yüzü. ABD, gelir adaletsizliği, bireysel silahlanma, azınlık hakları, kürtaj hakkı gibi birçok güncel meseleye çözüm bulmakta zorlanan, tıkanan bir sistem ile yaklaşan 2022 Kasım Kongre Seçimi ve büyük ihtimalle Trump ile Biden’in tekrar yarışacağı 2024 Başkanlık Seçimleri’ne gidiyor. Gerginlik ve kamplaşma her ne kadar artsa da siyasetin, hukuki kurumların hareket alanı bir o kadar daralıyor, Cumhuriyetçiler ve Demokratların Amerikası da bir o kadar birbirinden farklılaşıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.