Tarihe Damgasını Vuran Lider Rauf Denktaş

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, ömrü boyunca Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı için uğraş verdi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, vefatının 10. yılında başkent Lefkoşa’daki anıt mezarı başında anıldı.

Rauf Denktaş‘ın anma gününde, Oğlu Serdar Denktaş babasını bilinmeyen yönleriyle anlattı.

Demokrat Parti Ulusal Genel Başkanı Serdar Denktaş , kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın mücadele yıllarını değil, Rauf R. Denktaş’ın nasıl bir çocuk olduğunu anlattı ve Denktaş’ın çocukluğu ile ilgili bilinmeyenleri paylaştı.

Bunları anlatırken aslında Kıbrıs Türk tarihini anlatmış olacağını, çünkü Denktaş’ın hayatının o tarihin gelişmesiyle ilişkili olduğunu kaydetti.

Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Baf’ta doğduğunu, Lefke’nin güneyinde Solya Vadisi denilen yemyeşil bir vadinin içinde bir tepe üzerinde kurulmuş Aybifan köyünde büyüdüğünü anlatan Serdar Denktaş, geçtiğimiz ay babasının büyüdüğü Aybifan köyünü ziyaret etmeye gittiğini, ancak köyün yıkılmış olduğunu gördüğünü ifade etti.

Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş için önemi her zaman çok büyük olan Karkot Deresi’nden bahseden Serdar Denktaş, “Köyün bulunduğu tepenin altında yaz kış akan Karkot Deresi vardı. Denktaş sizlerin yaşlarındayken Karkot Deresi’nde Rum Türk karışık arkadaşlarıyla birlikte yıkanırlar, oyunlar oynarlardı. Dereye yıkanmaya giren arkadaşlarının elbisesini alıp saklayan bir küçük Rauf’tan bahsediyoruz burada” şeklinde konuştu.

“2 YAŞINDA AİLESİNİ KAYBETTİ DEDESİNİN YANINDA BÜYÜDÜ”

Denktaş’ın çok küçük yaşlarda annesini kaybettiğini, kendisini dedesi Şeherli Mehmet’in ve anneannesiyle babaannesinin büyüttüğünü dile getiren Serdar Denktaş, öğrencilere Denktaş’ın dedesi Şeherli Mehmet ve neneleri hakkında kısa bilgiler ve anekdotlar aktardı.

Şeherli Mehmet’in adadan Osmanlı Ordusu’nun çıktığını gören bir neslin evladı olduğunu, Osmanlı’nın adayı 1878’de İngiliz’e devredişini ve askerin buradan çıkışını seyrettiğini kaydeden Serdar Denktaş, Şeherli Mehmet’in küçük Rauf Denktaş’a “Ben hep gidişlerini gördüm, herhalde benim ömrüm yetmez ama siz inşallah gelişlerini göreceksiniz” diye sürekli telkinde bulunan bir adam olduğunu anlattı.

“BU ÜLKEDE HEP TÜRKLÜK YAŞAMALI, VAR OLMALI DİYORDU. BÜTÜN UĞRAŞI, HEDEFİ HEP BU OLMUŞTUR”

Serdar Denktaş, Rauf Denktaş’ın nerelerden geçerek, hangi mücadeleleri vererek tüm dünyanın kabul ettiği bir lider haline geldiğini ise şu sözleriyle öğrencilerle paylaştı:

“Rauf Raif Denktaş’ın mücadele yılları genç yaşlarında başladı. Kıbrıs İngiliz İdaresi’nde o dönem. Bayrak ve milli her türlü haslet yasaktı. Bayrağı hiçbir tarafa çekemezdik. Türkiye’de artık Osmanlı Devleti yıkılmış, Kurtuluş Savaşı bitmiş, Atatürk Cumhuriyeti kurmuş, sürekli devrimler yapıyor. Öylesi bir dönemde, benim dedem, Rauf Denktaş’ın babası Hakim Raif Efendi Atatürk’ün bütün devrimlerini aydın bir grup arkadaşıyla beraber Kıbrıslı Türklerin arasında yaymaya çalışıyor. Türkiye’de bazı devrimler zorla hayata geçirilirken, Kıbrıslı Türkler gönüllü katkı koyarlar. Bu yasak döneminde, Türkiye’de İstiklal Marşı okunmaya başlıyor ama Kıbrıs’ta İstiklal Marşı’nı okumak mümkün değildi. Evin iç bahçesinde her Pazartesi ve Cuma günleri Hâkim Raif Efendi ve o dönemin aydın arkadaşları bir araya geliyor ve zeytin ağacının üstüne Türk bayrağı asılıyor. Bu bayrak da gizli gizli yapılmış bir bayrak ve fısıltıyla İstiklal Marşı’nı okuyorlardı. Rauf Denktaş da sizler yaşında bir çocuk bunları izleyerek büyüyor. Her Cuma saat 12:00’de Hakim Raif Efendi 4 çocuğunu alıyor ve o dönem Türk bayrağının bulunduğu tek bina olan Türk Konsolosluk Binası önünden geçiyor ve fesler çıkarılıp alından terlerini siliyorlar. Bu gizli bir selamlamaydı. Bayrağı selam.

DENKTAŞ’IN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

Denktaş’ın bilinmeyen tarafları olduğunu, genelde herkesin Denktaş’ı Kıbrıs davasıyla ilgili yaptığı konuşmalarını dinleyerek, çok sert ve hiç ödün vermeyen birisi olarak bildiğini ifade eden Serdar Denktaş, babasının aslında çok nüktedan, inanılmaz komik, çocukluğunu yaşayamadığı için ölümüne kadar haylazlık yapan bir Lider olduğunu kaydetti ve şöyle devam etti:

“Aniden bir bakarsınız Cumhurbaşkanı olduktan sonra korumalarından kaçmış bisikletle Lefkoşa sokaklarında, bir bakarsınız bir arabaya atlamış elinde fotoğraf makinesi sokaklarda dolaşır, fotoğraf çeker. Kendisini kaybettikten sonra gördük ki neredeyse herkesin bir şekilde bir anısı var. Türkiye’ye gidersiniz Türkiye’de inanılmaz bir saygı. Hala daha devam eder bu saygı. Diğer Türk Devletlerine gittiğimizde, Makedonya’da yaşayan Türkler bize “Denktaş’ın verdiği mücadele ışık olmuştur ve hala daha o ışık arkasında biz yürümekteyiz” diye söyleyebiliyor. Velhasıl Kıbrıslı Türk’ün hem içerde hem dışarıda saygılığı açısından son derece önemli bir isim. Hala daha da o saygınlık her yerde devam ediyor.”

“DENKTAŞ, SOYADI OLARAK KARKOT’U İSTİYORDU”

Serdar Denktaş, Soyadı Kanunu geçtiğinde Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Karkot soyadını almak istediğini, ancak abisi Dr. Cahit’in bunu kabul etmediğini ve Denktaş soyadını aldıklarını anlatan Denktaş, Karkot soyadını küçüklüğünün geçtiği, oyunlar oynadığı dereye olan özleminden dolayı istediğini belirtti.

“ATATÜRK, İNANDIĞI, HEDEFİNDEN HİÇ ŞAŞMADAN SAVUNDUĞU BİR LİDERDİ”

Öğrencilerin sorularını da cevaplayan Serdar Denktaş, bir çocuğun “Rauf Denktaş Atatürk’ü tanır mıydı?” sorusu üzerine

Babam: “Bize 1974 Barış Harekâtı’ndan yaklaşık beş ay önce Atatürk’ü gördüğü rüyayı anlattı. Bize dün akşam rüyamda Atatürk’ü gördüm. Arkadaşlarıyla beraber Girne Kapısı’ndan geliyordu. Karşılaştık. Bana Denktaş konjektüre dikkat et dedi. Ve biz hayırdır inşallah dedik ve geçtik. Başka da kimseye anlatmadı. 15 Temmuz 1974 Yunan işgali başladı. Adayı işgal ediyorlar. Dönemin Türkiye Büyükelçisi Denktaş’ı çağırır ve “Denktaş dikkat edin konjektür çok değişiyor, bir şeyler olabilir” der. O an Denktaş ağlamaya başlıyor. Büyükelçi “ne oldu” diye sordu. O’da bir müddet önce böyle bir rüya gördüm ve Atatürk bana konjektüre dikkat et demişti. Şimdi siz bana konjektüre dikkat et Denktaş bir şeyler olacak diyorsunuz. Türk ordusu gelecek diyor elçiye. O kadar uzun boylu değil diyor Büyükelçi. Ama bir takım şeyler olabilir. Ama nitekim bu konuşmanın üstünden 72 saat geçmeden de 20 Temmuz Barış Harekâtı başlamış oluyor. Atatürk’e böyle bir bağlılığı vardı. İnandığı, hedefinden hiç şaşmadan savunduğu bir liderdi hep Atatürk.”

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.